BioShock: Infinite

İnceleme

Emre Acar, 27 Mart 2013 Çarşamba

Sayfa: 1 / 3

yunların sanat eseri olup olmadığı konusu son yıllarda oldukça tartışılan bir konu oldu. Bu konunun tartışılma nedeninin en büyük etkenlerden birisi ise 2007 yılında piyasaya sürülen BioShock olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Sunduğu sanatsal grafikler ve atmosfer ile adından oldukça söz ettiren ve tüm zamanların en yüksek not ortalamasına sahip oyunlarından birisi olan BioShock'a devam oyunu yapmak ise gerçekten de oldukça baskı uyandırıcı bir sebep olsa gerek. Bundan korkmayan ve baskının altında ezilmeyen Irrational Games ise BioShock'un hemen ardından devam oyunu üzerinde çalışmaya başladı ve en sonunda BioShock: Infinite (BioShock 2 tamamen farklı bir ekip tarafından hazırlandığı için onu hesaba katmıyorum) piyasaya sürüldü. Yaptığı her açıklamada BioShock: Infinite'in firmanın şu ana kadar yaptığı en iyi oyun olduğunu belirten Ken Levine'in (System Shock ve BioShock'un mimarı efsanevi şahıstır kendisi) dedikleri acaba doğru mu? Eğer bu sorunun cevaplarını almak istiyorsanız incelemeyi okumaya devam edin ve kendinizi Columbia'da kaybolmaya hazırlayın.



Ateşim çıktı sanırım, ellerim yanıyor.


Sudan çıkmış balığa dönmeden önce gökten düşen kuşa dönmeye hazırlıklı olun

İlk BioShock'ta bizleri okyanusun altına götüren Irrational Games, BioShock: Infinite'de ise bizleri bulutların üstüne çıkarıyor. 1912 yılında geçen oyunda eski bir savaş gazisi Booker DeWitt'i yönetiyorsunuz. Amacınız ise Columbia adlı bulutların üzerinde kurulmuş bir şehirde bulunan Elizabeth adındaki bir kızı oradan kaçırmaktan ibaret, ama oyunu oynamaya başladığınızda hikayenin aslında bu kadar da basit olmadığını görüyorsunuz. Hikaye konusunda bu kadar bilgi vermek yeterli yoksa oyundan aldığınız zevk büyük ölçüde düşecektir zira BioShock: Infinite hikayesini oynadıkça oyuncuya aktaran bir oyun. Bu nedenle oyunun hikayesinden çok oynanabilirliği ve BioShock: Infinite'in oyuncunun üzerinde bıraktığı etkilerden bahsetmek istiyorum daha çok. Columbia'ya ilk olarak ayak bastığınızda ve şehiri ilk gördüğünüzde tam anlamıyla ağzınız açık kalıyor (gerçi hemen hemen oyunun her dakikasında ağzınız açık kalıyor ya neyse). Etraftan binalar yükseliyor, şehirde yaşayan insanlar birbirleriyle konuşuyorlar ve hayatlarını yaşıyorlar. Kısacası oyuna ilk girdiğinizde kendinizi tamamen farklı bir dünyada hissediyorsunuz ki bu bir oyun için son derece iyi bir özellik. BioShock: Infinite'in sunduğu atmosfer sizi alıp götürüyor. Evet, oyuna başladığınız bir iki saat boyunca hiç bir şey yapmadan şehirde geziyorsunuz ki bu bazı insanları sıkabilir belki ama bana göre atmosfer açısından bu çok iyi bir durum. Size Columbia hakkında bilgiler veriliyor, şehri tanıyorsunuz ve şehrin yapısını rahatlıkla kavrayabiliyorsunuz ki bu da size oyunun ilerki kısımlarında yardımcı oluyor. Oyunun atmosferi o kadar iyi ki hiç bir zaman sıkılmıyorsunuz. Aksiyon başladığında ise eğlence tavan yapıyor.



Elizabeth'in bir gülüşü içinizdeki buzların hepsini eritiyor.


Gelelim oynanışa; Infinite'in oynanışı ilk BioShock'a oldukça benziyor. Tabii oynanış ve savaş sistemi ilk oyuna göre daha rafine bir hale getirilmiş. Özellikle oyuna eklenen yakın dövüş sistemi ve bitiriş hareketleri oldukça zevkli (bana Dishonored'i hatırlattı). Bunun haricinde ilk oyunda bulunan "plasmid" denilen özel güçler Infinite'de bulunuyor ancak bu sefer isimleri "vigor" diye geçiyor. Bu özel güçler ateş bombası, düşmanın dikkatini dağıtan kargalar, düşmanları sizin tarafınıza geçirme yeteneği, düşmanları havaya kaldırma yeteneği gibi pek çok özelliği karakterinize ekliyorlar. Bunları kullanabilmek için tuz (salt) gerekiyor. Tuzu da etrafta bulunan yiyeceklerden veya iksirlerden bulabiliyorsunuz. Bu özel yeteneklerinizi kullanarak düşmanlarla savaşmak çok eğlenceli oluyor, etrafta petrol mü gördünüz hemen oraya ateş bombası atın, birden yanmaya başlıyor ve düşmanlarınız ateşte kavruluyorlar veya etrafta otomatik makinalı kule mi bulunuyor, hemen özel yeteneğinizle onu kendi tarafınıza geçiriyorsunuz ve düşmalarınızı onunla yok edebiliyorsunuz. Bu gibi pek çok kombinasyonu savaşırken hayata geçirebiliyorsunuz. İlk oyuna ek olarak bir de Infinite'de giysi özellikleri (gear) bulunuyor, giysi özelliklerini etraftan bulabiliyorsunuz ve aynı anda üzerinize 4 farklı giysi özelliği giyebiliyorsunuz. Yine etrafta ayrıca bir de sağlık barınızı, tuz barınızı ve zırh barınızı arttıran iksirler bulunuyor bunları aldığınızda istediğiniz barınızı arttırabiliyorsunuz. İlk BioShock'ta da bulunan satış noktaları da yine Infinite'de bulunuyor. Bu satış noktalarından para karşılığında kendinize mermi, iksir alabiliyorsunuz veya özel yeteneklerinizi geliştirebiliyorsunuz. Oyunun oynanışında herhangi bir problem bulunmuyor ve oynanış son derece zevkli. BioShock: Infinite'de bulunan düşman çeşitliliği de epey fazla ve düşman yapay zekası da son derece iyi bu da savaşları eğlenceli kılan diğer bir etmen. Şehirdeki binaları birbirlerine bağlayan raylar üzerinde kayıp düşmanların üzerine o raylardan atlamanın zevki ise anlatılmaz yaşanır kesinlikle.

Facebook Yorumlar

TrGamer Yorumlar

Onaysız yorum eklemek için üye girişi yapmalısınız.
Yazan  
Yorum  
Vazgeç Gönder