Dustforce

İnceleme

Alper Kurt, 19 Ocak 2012 Perşembe

Sayfa: 1 / 2

emizlikle aram hiç iyi değildir. Biliyorum kötü bir alışkanlık ama sağda solda vahşi batı misali oradan oraya yuvarlanan top top olmuş toz parçaları olsa dahi onları odamın doğal bir parçası olarak kabul ediyorum. Beraber geçinip gidiyoruz. Ta ki sevgili eşim odamdaki toz dünyasına müdahale edene kadar.

Dustforce hemen hemen yukarıda anlattığım durumla ilgili bir oyun. Herbiri farklı hız ve zıplama özelliklerine sahip dört ayrı temizlikçiden birini seçip envai çeşit ortamda temizlik sorumluluklarını yitirmiş insanların geride bıraktıkları döküntüleri temizlemeye ve bu döküntüleri temizlerken de oradan oraya zıplamaya çabaladığımız 2 boyutlu bir platform oyunu. Saç baş yolmaya hazır mısınız?

Anne yine aynı şeyi yaptım

Hitbox Team tarafından 17 Ocak tarihinde Steam üzerinden 9.99$'a satışa çıkarılan Dustforce'u açar açmaz kendine özgü stilini hemen fark ediyorsunuz. Yumuşak hareketler, el çizimi karakterler ve oradan oraya uçuşan yapraklar, toz parçacıkları, sülükler. Kimi zaman güneş batarken görevlere çıkıyoruz, kimi zaman yıldızlı gecelerde. Oyunun görsel olarak bir vuruculuğu yok ama kendine has tarzı ve bölümlerin özelliklerini yansıtan kusursuz renk seçimleriyle görsel özellikler görevini çok iyi yapıyor. Oyuna ilk girdiğinizde elinizde süpürgesiyle sizin onu yönlendirip envai çeşit platformu atlatmanızı bekleyen karakterinizi görüyorsunuz. Sağda solda birkaç kilitli kapı var. Havada uçuşan tozlu anahtarları bir güzel pataklayıp (evet oyunda üzerinde toz olan herşey sizin düşmanınız) ilk kapınızı açıyorsunuz.



Derdin ne kızım gecenin köründe almış süpürgeni çıkmışsın. Kır dizini otur.


Dustforce dört ana bölümden oluşuyor. Park ve bahçeler müdürlüğü, kendilerini temizleyemediklerinden inanılmaz organizmalara dönüşmüş bilim adamlarının laboratuvarları, koca malikanelerin temizliğini yapmayı bırakıp zevk-ü sefaya düşmüş erkek ve kadın hizmetçilerin sorumlu olduğu evler ve son olarak belediye temizlik işçilerinin aldıkları maaşı çok az bulduklarından iş yavaşlatma eylemi yaptıkları sokaklar (bir de benim odayı bölüm yapsalar fena olmazmış aslında).

Bu dört ana bölümde toplamda elliye varan alt bölüm var. Kimi bölümler kendiliğinden açık. Bu bölümlerde herhangi bir şey yapmanıza gerek yok. Bölüme giriyorsunuz ve yer yer tozlu olan bölümleri üzerlerinden geçerek temizliyorsunuz. Bölümdeki hızınıza, tozları aralıksız silme tutarlılığınıza ve bu tozların tamamen temizlenip temizlenmeme oranına göre oyun size D'den S'ye kadar (süper) puan veriyor. İşte bu puanlama sistemi oyunun hem en güzel yanı hem de en sorunlu kısmı.



Sohbahar yaprakları dökülür üzerime.


Çünkü açık olan bölümlerde eğer "kusursuz" ödülünü alırsanız oyun sizi bölümün zorluğuna göre bronz, gümüş ve altın anahtarlarla ödüllendiriyor. Böylece diğer kilitli bölgelere ulaşmış oluyorsunuz. Buraya kadar her şey gayet normal. Oyun sizi mücadeleye zorluyor. Hamlelerinizi dikkatle seçip hatadan mümkün olduğunca kaçınmanız gerekiyor. Her ne kadar defalarca aynı yeri oynamak zorunda kalsanız da bu meydan okumaya karşılık verirseniz o anahtarı ele geçirdiğinizde yaşadığınız tatmin duygusu inanılmaz.

Facebook Yorumlar

TrGamer Yorumlar

Onaysız yorum eklemek için üye girişi yapmalısınız.
Yazan  
Yorum  
Vazgeç Gönder