Spec Ops: The Line

İzlenim

İlker Yiğit, 01 Ocak 2012 Pazar

Sayfa: 1 / 1

merikalı hayalperest senaristler yine iş başında. Tabii bir fark var; bu seferki felaketin başkenti Dubai. Bir çölün nasıl metropol bir şehre dönüşebileceğini Dubai ile rahat bir şekilde görmüştük. Peki, ya çöl rahat durmaz ve bu şehri rahatsız etmeye başlarsa? Tabii ki de Amerika askerleri başrolde olurlar! Zira Spec Ops serisinin yeni halkası The Line’da bir Amerikan askerini kontrol edeceğiz. Çöl fırtınaları sonrasında felaketler atlatan ve yaşanmaz bir hale gelen Dubai’ye John Conrad’ı kurtarmak için adım atacağız. Bu kurtarma planının direği ise parmaklarımızın kontrolüne bırakılan Martin Walker adında bir Albay olacak.

Şu sıralar kaliteli oyunların altında imzasını gördüğümüz 2K Games, The Line’da da görev alacak. Yapımın dağıtımcı koltuğunda oturan 2K Games, sanırım yine kaliteli bir oyunu bizlere sunacak. Tabii oyunu Yager Development adındaki firma geliştiriyor, bunu atlamayalım.



Girişte bahsettiğim gibi oyun tamamen Dubai’de geçen, kum fırtınalarından sonra oraya görev icabı giden John Conrad adındaki Albay’ın, yardımsever duygularına kapılıp orada kalmaya karar vermesi ile başlayacak. Tabii arkasından biz devreye girip bu adamı kum fırtınalarının arasından çıkarmaya, memleketimize yani Amerika’ya geri dönmeye çalışacağız. Halka yardım eden Conrad’ın emirlere karşı gelerek Dubai’de kaldığını da belirtmekte fayda var.

Kıyameti andıran dakikaların yaşanacağı Dubai’de hayatta kalmaya çalışırken aynı zamanda plana da sadık kalarak hareket etmek zorundayız. Oynanış esnasında ise seçim yapmak zorunda kalacağız. Ya arkadaşlarımıza yardım edecek, onları zor durumdan kurtaracağız ya da halk arasında ölmek üzere olan bir insanın hayatını kurtaracağız. Bu zorlu seçim her halükarda oyuncuya bırakılacakmış. Alevlerin arasından bir anda önümüze fırlayan bir adam karşısında ya silahımıza sarılacak ve hayatını kurtaracağız ya da yolumuza devam edip başımıza kötü bir şey gelmeden bölgeyi terk etmeyi seçeceğiz. Bu seçimlerin oyunun gidişatını değiştirir mi bilinmez ama değiştirse hiç de fena olmaz.

Dinamiklerin güçlü, grafiklerin de kaliteden ödün vermeyeceği -en azından yapımcı bu sözü veriyor- yapım, Unreal Engine 3 grafik motorunu kullanıyor. Takım tabanlı TPS – aksiyon oyunlarının belki de vazgeçilmezi olan bu motor, umarım yapımcının ellerinde kaliteli bir şekilde kullanılır sonuçta başarı potansiyelinin çok yüksek olduğu bir teknoloji...

Oynanış esnasında çevre ile etkiletişim halinde olacağız. Tavanda bulunan bir camı veya buna benzer bir yapıyı silahımız sayesinde rahatça yok edebileceğiz. Eğer düşmanımızın üstünde yıkılabilecek bir yapı bulunuyorsa silahımız yardımıyla bu yapıyı yıkarak düşmanı yok edebilecek ve bulunduğumuz mekândan bir an önce çıkabileceğiz.

Aksiyonun tam göbeğinde ter dökerken bir anda zemin çökebilecek ve savaş farklı bir yöne kayabilecek. Adım attığımız çoğu yer kum olacağı için sanırım bir anda çökme ya da bunun gibi gerçekleşecek olan olaylar kulağa gayet hoş geliyor. Zira oyun, aksiyon seven ve sürekli hareket isteyen oyuncuların göz bebeği olabilecek cinsten.
Tüm gücümüzle savaşırken savunma şekline bürünmemiz mümkün olacak. Yani saldırılar anında çok fazla mermi üzerimize doğru geliyorsa yakınımızda bulunan bir yapının arkasına saklanabileceğiz; tıpkı ‘Gears of War’ serisindeki ‘cover’ sistemine benzer bir şekilde. Böylece gelen kurşunlardan yaralanmamız azalacak. Tabii bir plan yapmak için de savunmaya geçmemiz gerekeceği için bu sistem adeta hayat kurtarabilecek.



Oyunun çoklu oyuncu modu olacak, bu kesin. Fakat co-op için maalesef aynı şeyi söyleyemiyoruz. Dubai’de hareketli dakikalar yaşarken yanımızda gerçek oyuncuların olmaması kötü olacak gibi.

Takım arkadaşlarımızın hayatı bize bağlı olacak. Bunun en büyük nedeni ise planının komuta merkezinin biz olmamızdandır. Arkadaşlarımıza emir verebilecek; istediğimiz yerde savunmaya geçebilecek istediğimiz yere de bodoslama dalabileceğiz. Tabii takım tabanlı bir oyunda olmazsa olmaz bir şey bu.

Kıyamet günü, kum fırtınası, düşmanlar ve ‘plan neydi’ derken anlamadan güzel vakit geçireceğimiz The Line, umarız kendisini tek düze aksiyon oyunları kategorisinden çıkartır ve kendi yolunu çizerek başarıyı beraberinde getirir. Zira yapımdan belli bir beklenti içerisine giren oyuncular bulunmakta.

Xbox 360, PlayStation 3 ve PC platformları için Yager firmasının geliştirdiği Spec Ops: The Line, 2012 yılının bahar aylarında rafları süslemeye başlayacak.

>> Ne dersiniz, The Line başarılı bir aksiyon-TPS oyunu olabilecek mi?

Facebook Yorumlar

TrGamer Yorumlar

Onaysız yorum eklemek için üye girişi yapmalısınız.
Yazan  
Yorum  
Vazgeç Gönder